Av. Oğuzhan Koçer Hukuk Bürosu
Ana Sayfa/Bilgi Bankası/Kiracı Tahliye Davası Nasıl Açılır?
Gayrimenkul Hukuku

Kiracı Tahliye Davası Nasıl Açılır?

Kiracı tahliye davası şartları, ihtarname süreleri, arabuluculuk zorunluluğu ve tahliye taahhütnamesi hakkındaki güncel hukuki detaylara buradan ulaşın.

Av. Oğuzhan Koçer2026-08-27

Kiracı tahliye davası nasıl açılır sorusu, mülkiyet sahiplerinin adli mercilere müracaat safhasında cevabını aradığı başlıca uyuşmazlıklar arasında yer bulur. Türk Borçlar Kanunu hükümleri, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözümünde kesin ve net sınırlar çizer. Hukuk sistemimiz, mülkiyet sahibinin gayrimenkulünü dilediği an boşalttırmasına müsaade etmez. Yasal yollara başvurabilmek, kanunda sayılan şartların harfiyen yerine getirilmesiyle mümkündür. İhtarname süreleri, adli prosedürler, usul kurallarına uyum büyük bir titizlik zorunluluğu doğurur. Hatalı bir işlem, hakkın kaybedilmesine veya talebin reddedilmesine zemin hazırlar. Mülkiyet sahiplerinin adli merciler önünde haklılıklarını kanıtlamaları, dosyadaki hukuki argümanların gücüyle eşdeğerdir. Bu uyuşmazlıkların çözümünde profesyonel destek almak hayati bir değer taşır. Hukuki haklarınızı güvenceye almak ve detaylı bilgi almak için uzman bir hukuk bürosuna danışabilirsiniz.

Türk Borçlar Kanunu Kapsamında Tahliye Şartları

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, malike haklı nedenlerin varlığı halinde sözleşmeyi sonlandırma hakkı tanır. Kanunun 350. maddesi, malikin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü kıldığı kişilerin konut veya işyeri ihtiyacı doğduğunda kiracı tahliyesi yolunu açar. Davacının ihtiyacının samimiyetini kanıtlaması, yargılamanın seyrini belirleyen en kritik unsurdur. Yasal zeminde bu iddiaların gerçek, samimi, ispatlanabilir mahiyette bulunması şarttır. Yargıtay içtihatları, hayali veya gerçeği yansıtmayan iddialarla açılan davaları kesin bir dille reddeder. Davacının ihtiyacının samimiyetini kanıtlaması yargılamanın seyrine yön verir. İspat vasıtaları arasında tanık beyanları, resmi evraklar, tayin belgeleri, sağlık raporları yer alır. Yargılama safhasında hakimin kanaati, dosyaya ibraz edilen delillerin inandırıcılığı ölçüsünde şekillenir. Mukavele bitim tarihinden itibaren bir ay içinde ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açılmalıdır. Belirlenen yasal sürelere riayet edilmemesi, davanın esastan reddine yol açar. Yargıtay kararlarında, yazlık ihtiyacı veya geçici ikamet talepleri haklı sebep sayılmaz. Sürekli ve mutlak bir ihtiyacın varlığı kanıtlanmalıdır.

Yeni Malikin İhtiyacı Nedeniyle Sözleşmenin Feshi

Taşınmazın satılması veya el değiştirmesi durumunda kanun, mülkü edinen kişiye gayrimenkulden yararlanma hakkı verir. Kanunun 351. maddesi, taşınmazı devralan kişiye yasal haklar tanır. Mülkü devralan kişi, gayrimenkulü edindiği tarihten itibaren bir ay içinde konutu boşaltma talebini içerdeki kişiye yazılı biçimde bildirmelidir. Yapılan noter bildiriminin ardından altı ay sonra adli yollarla gayrimenkulün boşaltılması talep edilebilir. Yeni malik, altı aylık mühleti beklemek yerine, mevcut mukavele süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde de dava açabilir. Yasal sürelerin kaçırılması, talebin reddedilmesine sebep teşkil eder. Mülkü yeni devralan kişinin de aynen önceki malik gibi ihtiyacının gerçekliğini ispatlaması mecburidir. Salt mülkiyetin el değiştirmesi, içerdeki kişinin çıkarılması gayesiyle tek başına yeterli sayılmaz. Mülkü devralan kişinin eşi, altsoyu, üstsoyu için doğan konut veya işyeri ihtiyacı, mahkeme heyeti tarafından tüm delillerle birlikte incelenir. Usuli hatalardan kaçınmak ve yasal sürelere uygun hareket edebilmek adına detaylı bilgi almak için uzman bir hukuk bürosuna danışabilirsiniz.

Kira Bedelinin Ödenmemesi ve Temerrüt Durumu

Kira bedelinin vadesinde yatırılmaması, gayrimenkul hukukunda en sık rastlanan uyuşmazlık türüdür. Mülkiyet sahibi, bedeli sözleşmede kararlaştırılan tarihte yatırmayan kişiye noter kanalıyla ihtarname gönderir. Gönderilen ihtarname, ödemenin yapılması maksadıyla yasal bir mühlet tanır. Konut ve çatılı işyeri kiralarında bu süre en az otuz gün biçiminde belirlenmiştir. Otuz günlük mühlet içinde ödeme gerçekleşmezse, temerrüt nedeniyle tahliye davası hakkı doğar. İhtarnamenin hukuken geçerli sayılabilmesi, vadesi gelmiş bir borcun açıkça talep edilmesine bağlıdır. İhtarnamede hangi aylara ait borcun istendiği, aylık tutarın ne kadar olduğu, banka hesap bilgileri ve otuz günlük mühletin net biçimde yazılması şarttır. Eksik veya hatalı düzenlenen ihtarnameler, adli makamlarca geçersiz sayılır. Borçlunun otuz günlük mühlet dolduktan sonra yaptığı ödemeler, temerrüt olgusunu ortadan kaldırmaz. Mal sahibi, mühletin bitiminden hemen sonra Sulh Hukuk Mahkemesine veya İcra Hukuk Mahkemesine başvurarak gayrimenkulün boşaltılmasını isteyebilir.

İki Haklı İhtar Şartlarının Yerine Getirilmesi

Bir kira yılı içinde içerdeki kişinin bedeli vaktinde ödememesi sebebiyle kendisine iki haklı ihtar gönderilmesi, doğrudan fesih hakkı doğurur. Türk Borçlar Kanunu 352. maddesinin ikinci fıkrası bu konudaki yasal çerçeveyi çizer. İhtarların haklı sayılması, bedelin muacceliyet kesbetmesi (ödenmesi gereken dönemin gelmiş bulunması) şartına bağlıdır. İhtarname tebliğinden önce yapılan eksik veya tam ödemeler, ihtarı haksız kılar. Bir yıldan kısa süreli sözleşmelerde, kiralama mühleti içinde iki haklı ihtarın yapılması kâfidir. İki değişik aya ait borcun tek bir ihtarnamede istenmesi, iki haklı ihtar sayılmaz; her bir gecikme için ayrı ayrı bildirim yapılması şarttır. Dava, kiralama süresinin ve bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kiralama yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde açılmalıdır. Bu hassas takvim takibi yüksek bir hukuk bilgisi gereksinimi doğurur.

Tahliye Taahhütnamesi Yoluyla Sözleşmenin Feshi

Uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir diğer hukuki yöntem, kiracının yazılı beyanına dayanır. Türk Borçlar Kanunu 352. maddesinin ilk fıkrası, kiracının kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı biçimde üstlenmesi durumunu düzenler. Mal sahibi, bu belgeye dayanarak taahhüt edilen tarihten başlayarak bir ay içinde icra dairesine başvurabilir veya doğrudan tahliye taahhütnamesi ile tahliye davası açabilir. Yargıtay kararları ışığında, taahhütnamenin kiralama işleminin yapıldığı tarihle aynı günü taşıması, belgenin baskı altında imzalandığı karinesini doğurur. Belgenin hukuken geçerli sayılması, mukavelenin imzalanmasından ve mülkün tesliminden sonraki bir tarihte düzenlenmiş bulunmasına bağlıdır. Belgedeki tarihlerin boş bırakılarak sonradan doldurulduğu iddiaları, yargılama aşamasında sıklıkla gündeme gelir. Yargıtay, boş tarihli taahhütnameye imza atan kişinin, belgenin sonradan doldurulması riskini üstlendiğine hükmeder. Ancak imzanın inkar edilmesi durumu yargılamayı uzatır, imza incelemesi safhasına geçilmesine sebep teşkil eder.

Zorunlu Arabuluculuk Kurumu Uygulaması

Adli mercilere başvurmadan evvel arabulucuya müracaat edilmesi kanuni bir mecburiyettir. Yasal mevzuatta yapılan son düzenlemelerle beraber uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk sistemi getirilmiştir. Arabuluculuk safhası tamamlanmadan açılan davalar, mahkeme heyetince usulden reddedilir. Taraflar, bağımsız ve tarafsız bir arabulucu eşliğinde taleplerini tartışır, uzlaşma zemini arar. Toplantılara bizzat katılmak veya bir avukat aracılığıyla temsil edilmek mümkündür. Uzlaşma kurulamaması halinde son tutanak düzenlenir, bu tutanağın dava dilekçesine eklenmesiyle mahkeme safhası başlar. Arabuluculuk görüşmelerinde uzlaşılan hususlar, ilam niteliğinde belge gücü taşır. Tarafların serbest iradeleriyle aldıkları karar, doğrudan icra daireleri aracılığıyla infaz edilir.

Sık Sorulan Sorular

<p>Mülkiyet sahibi, kira bedelini vadesinde yatırmayan kişiye noter kanalıyla ihtarname gönderir. Konut ve çatılı işyerleri kiralama işlemlerinde 30 günlük yasal mühlet tanınır. Verilen mühletin bitiminde borcun kapatılmaması halinde, temerrüt sebebiyle doğrudan dava hakkı doğar.</p>

<p>Türk Borçlar Kanunu hükümlerince mülkiyet sahibinin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü kıldığı kişilerin konut ihtiyacı doğduğunda adli mercilere başvurulabilir. Adli makamlar nezdinde bu ihtiyacın samimi, gerçek ve sürekli yapıda bulunması aranır.</p>

<p>Yasal mevzuatta yapılan son güncellemeler ışığında, kira uyuşmazlıklarında adli kurumlara müracaat etmeden evvel arabulucuya başvurulması kanuni bir mecburiyettir. Arabuluculuk safhası atlanarak doğrudan açılan davalar, mahkeme heyetince usulden reddedilir.</p>

Gayrimenkul HukukuHukuki DanışmanlıkAvukat